
Sonra o notlar iliştirdiğim zamanların birinde, evinin baş köşesinde duran çerçevesinin camı kırılmış ,çiçek resmine asetad kalemi ile bir şeyler yazmıştım ya Rıfkı, ve senin günler sonra dikkatini çekmişti. O atmadığına emin olduğum çerçeveye şimdi tekrar bak Rıfkı. Hayatın natürmort çiçek resminden daha gerçek olduğunu kavraman için değil; beni anlamak için bak Tablonun kırık camına yazılmış el yazısına bak. “Evde kırık eşya tutma, uğursuzluk getirir!” diyordum büyük harflerle. Kırık şeylerin şerrinden korkarım çünkü.
Kırıkları evde tutmamak gerekir, kırıkları elde tutmamak
gerekir. Bu nedenle kırdığımız insanları
hayatlardan çıkarmak gerekir. Kırılan
insanlar kırık camların üzerinde yürüyebilir, kan gözyaşı ve keder döke saça...
Kırık camlar her zaman öldürebilir, bilekleri kesebilir, etine batabilir, ve o
kırık parçacıklar kalbe yürüyebilir. Beni
zerre anlasaydın, bugün “Görüşürüz Hande yaa , abartma amaa” gibi yavşaklıkta
çığır açmış bir cümleyi kurmaz idin, kuramaz idin.
Rıfkı, o kırık camı al şimdi bileklerine götür, ama sadece
götür; öldürmeyen acıyı hisset.
Ya da iyisi mi onları bir çöpe götür, çünkü cam ve ben o
çöpte, seninkinden daha iyi bir yerde
olacağız.
Bir de şu var, kırık camın yarası çok pis kanar, çok derine gider çünkü yara.
YanıtlaSilBende var, oradan biliyorum.
Hepimiz kirigiz be metus,napalim
Silçok keyif aldım okurken, edebiyat kokuyo burası, çok başarılı bir kitap yazarı olabileceğinizi düşündüm okurken, şimdi diğer yazılarınıza bi bakmak istedim.
YanıtlaSilbayan misi var olun. gerçekten yasami seven insanlar var olsun.
Sil